
Eroin… İnsanoğlunun başının belada olduğu kimyasal madde... Uzun vadeli bir intihar. Normalde intihar eden kişi bu işi bir seferde bitiriyor ama eroinde ölüm hiç umulmadık bir anda geliyor.
Bu eroin kimyasalının etkilerini araştıran bilim adamları bağımlıların bir - iki hafta balayı kafası yaşadığını, bu süreden sonra yapılan iğnelerin bu kafayı vermediğini ve gittikçe arttırılan dozların da hiçbir ekstra haz sağlamadığını, bu durumun da çok tehlikeli olduğunu belirtiyorlar. Öyle ki bir hafta iğne yapan birinin bu maddenin bağımlısı olma riski %99lar kadar yüksek. Bir haftalık kullanımdan sonra metabolizmanın bir parçası haline geliyor bu madde.
Düşünün; vücudunuz bir kimyasal maddenin kölesi oluyor; bu çok korkutucu.
Bu maddenin yapımının ham maddesi hepimizin bildiği gibi haşhaş. 1933 senesine kadar memleketimizde afyonun elde edildiği haşhaş ekimi serbestti. Bu yılda çıkan 2253 sayılı kanun ile haşhaş ekim alanları 1931 Cenevre Anlaşmasına uygun olarak tahdik ve tespit edildi. Yalnız 14 ilde haşhaş ziraati yapılmasına izin verildi. 2. dünya Savaşı’nda yaralanan askerler için morfin ihtiyacı sonrası talep fazlalaştı. Sonra 14 il izni 35’e çıkarıldı. Aslına bakarsanız arkadaşlar, eroinin insan hayatına girmesi savaşlar yüzünden. Tedavi amacıyla kullanılırken, suistimal edilip eroin haline getirilmiş.
Afyon da gelincik bitkisinin evrim geçirmiş hali. Yani afyon geçmişinde gelincikti. Gelincik olarak dur durduğun yerde afyon olmak niye? Ama gelincik de haklı kendince, bir yerde sabit dur, sıkılmamak, kafa bulmak gelinciğin de hakkı çok tuhaf bitki salgıları bile evrim geçiriyor, doğa lebi derya anlamak çok güç…
ABD’de eroin ticareti zencilerin elinde. Bazı kaynaklara göre Amerika hükümeti zencileri yeryüzünden silmek için bu illetin hastası yaptılar. Düşününce mantıksız diyemiyor insan, Kızılderili ırkını yeryüzünden silen zencilere mi acıyacak?!
Uyuşturucu baronları acayip paralar götürüyor bu ticaretten. Bu işin ticareti yanında üretimi de şaibeli bir olay. Afyondan morfine ve sonrasında asetik anitri asitle ve burada yazamayacağım kimyasal işlemlerden sonra eroine dönüştürülüyor. Ciddi kimyasal teçhizat alt yapısı ve bir kimya profesörü gerektiriyor. Profesör diyorum, çünkü tecrübeli ya da işinin ehli olmayan bir kişinin malı heba etme riski çok yüksek. O yüzden bu alanda ordinaryus olmuş kişilerle çalışılıyor. Her alanda olduğu gibi kimya alanında da bilgilerini inanılmaz paralar karşılığı kötü insanlara satan kolpalar mevcut yani. Hepsi insan kanını sömürmekten zevk alan vampirler işte. Bazı araştırmalara göre bu insanlar ruh hastası. Gençlerin kendileri yüzünden bu duruma düşmelerinden haz duyuyor denyolar.
Tabii bir de sentetik haplar, yani uyarıcılar var. “Extacy” denilen bu haplar gençliğin belası. Bu duruma resmen ötenazi diyorum. Haplar metabolizmayı canlı tutuyor bir süre ama sonra cart diye götürüyor. Yeni nesil uyuşturucuların hepsi uyarıcı mahiyette. Şahıslar enerjik oldukları için temiz ve sosyaller, anlaşılması çok güç.
Eroin bağımlılarını tanımak daha kolay. Zekaları düşük, kendilerine karşı ilgisizler, para için her şeyi yapar durumdalar, ahlak ve hukuk gibi erdemleri yitirmişlerdir. Zamanında madde bulamazsa nabzı hızlı hızlı atar, nefes alması zorlaşır, bağırır, yalvarır, kusar, tehdit eder ve titreme başlar. Bu devre hastayı ölüme götürecek kadar ciddidir.
Zararlı maddelerden bahsederken sigarayı da es geçmemek lazım. İçinde en az 2000 tane toksit madde bulunan nikotin acayip zararlı. Günümüzde pek çok insan tütünü, yani sigarayı stresten uzaklaşmak için içiyor. Ben ayda iki tane içiyorum ama hiç içmesem daha iyi tabii. Özellikle bağımlılıklarla ilgilenen biri olarak bağımlı durumunda olmasam da kullanmamakta fayda var. Zira ha deyince bırakılan bir olay değil; siz de içmeyin. Bıraktıktan 24 saat sonra ciğerler kendini temizlemeye başlıyormuş, yani aslında metabolizma kendini yenilemek için yırtınıyor ama izin verildiği taktirde.
Bazı klinik raporlarına göre gençlerin madde bağımlısı olma sebepleri de oldukça ilginç. Topluma ve sisteme inancın azalması gençlerde madde kullanımının sebepleri arasında. Endüstriyel ve kapital sisteme bir başkaldırı aracı olarak da görülüyor bu uyuşturucu madde kullanımı. Gençler anca güzel, tripli bir kafayla bu olanlara katlanabiliyorlar diye yazıyor raporda. Çok tuhaf; ahlak anlayışı ve şu anki ahlaksız ortam genç dimağları derinden etkiliyor demek ki. Elbette 10 ytl için adam öldürülen acımasız bir dünyada yaşam çok zor. Böyle bir ortamda gençlerin ruhlarının dingin ve huzurlu olması, oh mis diyerek yaşaması pek mümkün değil gibi. Yapılan yolsuzluklar, şerroluklar vs gençleri umutsuzluğa sürüklüyor olabilir. Bu sebebin ardına da saklanılıyor olabilir tabii belirtmeden geçmeyeyim. Neyse… Öyle ya da böyle toplumun bir şekilde uyanık ve ahlaklı olması gerekiyor sanırım. Genel ahlakın düzelmesi için herkesin bireysel olarak kendi ahlakına bakması gerek önce. Toplumumuzda insanlar başkalarının hayatına karşı yararsız gözlem ve yorum yapmak yerine kendi hayatlarına bir çeki düzen verebilselerdi keşke. Öyle ki bazen insanlar başkalarının hayatlarıyla öyle meşguller ki kendi hayatlarına göz atmaya vakitleri yok gibi diyorum. Rönesans sadece sanatta olmaz; ruhlarda da olur diye bir cümle geçmişti okuduğum bir yazıda. O hesap…
Orta çağda insanlar barbar bir şekilde yaşıyorlardı. Toplumsal ahlak iğrenç vaziyetteydi. O zamanı anlatan filmleri izleyin, kitaplara bakın nasıl yıllar olduğunu anlarsınız. Toplumları üste çıkaran şey ise sanat ve din. Oluk gibi kanların akıp, savaşların hiç eksik olmadığı bir ortamda bazı insanlar atölyelerde insan ruhunu yücelten resimler yaptılar. Din, felsefe, edebiyat ve sanat bir bütün içinde yer aldılar. Ve tabii ki bu bütün insanoğlunun ruhuna çok iyi geldi.
Neyse kıssadan hisse tüm uyuşturucu maddelerin sonu trajedi. Gençler bu illetten olabildiğince uzak durmalılar. Doğa kendiliğinden kafayı güzelleştiriyor, b.ktan maddelere hiç gerek yok. Beynimizi tanımaya çalışırsak istediğimiz ruh durumlarına maddesiz de çıkabiliriz.
Bu maddeden sadece kendinizin uzak durmasıyla yetiniyorsanız elbette ki bir şey söylemeye hakkımız yoktur. Ancak bencil bir mentalitenin ne bu ülkeye ne de bireyin kendisine faydası olduğunu sanmıyorum, lütfen bu tür gençleri tehdit eden konularda yeterli bilgi edinmeye çalışıp bu illetten muzdarip olan/olabilecek, hele ki kurtarılmak için el uzatan insanlara yardımcı olmaya çalışalım. Ülkesini, insanları, en nihayetinde hayatı seven her gencin kendisi gibi genç dimağların hayatlarını kendi elleriyle söndürmesine göz yummaması gerek.
Uyuşturucu kullanımı ilkokul çağlarındaki çocukları bile tehdit eder hale gelmiş. Madde bağımlılığı okul ve arkadaş çevresinden kaynaklanabiliyor, aynı zamanda genç bir çocuk sırf heves ve meraktan bu iğrenç maddenin esiri olabiliyor. Çocukların, ailelerin ve öğretmenlerin bu konuda ne kadar ciddi bilgilendirdikleri belli oluyor. Çocukları küçük yaşta bu maddeler konusunda eğitmeli. Kullanımı engellemek zor ama yapılamaz değil.
Bu konuyla biraz olsun bulduğum şeyleri sizlerle paylaşmaktı niyetim. Aynı zamanda görüşlerinizi ve tabii ki konuyla ilgili başka bilgileri okumak isterim. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Meltem