hit tracker
Sakarya Üniversitesi Öğrenci Topluluğu
Aralık 03, 2008, 03:20:26 am *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: GencSau Magazin | Kasım
 
  Ana Sayfa   Forum   Yardım Takvim Duyurular Yonetim Kadrosu Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 2 [3] 4   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: "öğretmenlik" Mesleğini Ayaklar Altına Alan Tuğçe Baran...  (Okunma Sayısı 1248 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Shambala34
Site Polisi
*****

Site puanı: 1355
Offline Offline

Fakülte: Başka Üniversite
Giriş Yılı: 2005
Mezuniyet Yılı: 2009
Mesaj Sayısı: 13387


We're In The Services Of Great Turkish Nation_


WWW
« Yanıtla #20 : Mayıs 26, 2008, 07:36:06 pm »

millet olarak pişkin olmamız o kadar öğretmenin gururunu ayaklar altına almayı gerektirmiyo ama.kurunun yanında yaş ta yanar sözüyle hareket etmek sadece bu mesleği hakkını vererek yapan insanlarda da heves bırakmaz..
gereksiz bi davranış bence :/

Kadın, Türkçe'nin öğretmenler tarafından kötü kullanılmasına da dikkat çekmiş. Çok da haklı...

Burada yorum yapan öğretmen arkadaşlarım bile imla hatalarına hız kesmeden devam ediyor. (:

Çoğu konuda bana göre haklı... (:
Logged


"Airplane out of the fart, say hi to that sweetheart"
pshashe_54
adigepşaşe&adigechale
GencSau Demirbaşı
******

Site puanı: 137
Offline Offline

Fakülte: Diğer
Giriş Yılı: 2007
Mezuniyet Yılı: 2011
Mesaj Sayısı: 1639



« Yanıtla #21 : Mayıs 26, 2008, 07:42:25 pm »

Kadın, Türkçe'nin öğretmenler tarafından kötü kullanılmasına da dikkat çekmiş. Çok da haklı...

Burada yorum yapan öğretmen arkadaşlarım bile imla hatalarına hız kesmeden devam ediyor. (:

Çoğu konuda bana göre haklı... (:

ama hala kurunun yanında yaşı da yakıyosun tamer. ayrıca burada yapılan yorumlarla hiç kimsenin Türkçesi yargılanmamalı.çünkü bizim de en az öğretmenler ya da öğretmen adayları kadar dikkat etmemiz gerekirken kolaylık olması adına kötü Türkçe kullanıyoruz..
hala bu yazıda yapılan genellemeyi yanlış buluyorum
Logged

KanLı GözyaşLarıma Şahid oL Karadeniz,
NaLçik Maykop neye yarar Bizsiz,
KaLsakta atsız siLahsız Nefersiz,
Sen biLiyorsun Ya Rabb
KAFKASYAnın Sahibi Biziz...
* EyLüL *
* GFBLİELİF *
GencSau Demirbaşı
******

Site puanı: 288
Offline Offline

Fakülte: Eğitim Fakültesi
Giriş Yılı: 2006
Mezuniyet Yılı: 2010
Mesaj Sayısı: 1579


... ŞaFak 54- SAKARYA ....


« Yanıtla #22 : Mayıs 26, 2008, 07:44:14 pm »


Kadın, Türkçe'nin öğretmenler tarafından kötü kullanılmasına da dikkat çekmiş. Çok da haklı...

Burada yorum yapan öğretmen arkadaşlarım bile imla hatalarına hız kesmeden devam ediyor. (:

Çoğu konuda bana göre haklı... (:


Tamer Abi burada hata yapıyorsak bu bilmediğimiz anlamına gelmez ki. resmi bir site falan değil sonuçta burası. yazarken de konuşma dilini kullanıyoruz doğal olarak. al işte kadının biri bir laf etti diye (haklı da olsa) yazım değişti. şimdi dikkat edeceğim, hata yapmayacağım diye uğraş dur Smiley

Logged

             Akarım sonsuza deli sel gibi
                 Tut çevrele tut gölün olayım
                     Çarparım ne varsa deli yel gibi
                        Tut kollarımdan tut ki durayım... :]
Shambala34
Site Polisi
*****

Site puanı: 1355
Offline Offline

Fakülte: Başka Üniversite
Giriş Yılı: 2005
Mezuniyet Yılı: 2009
Mesaj Sayısı: 13387


We're In The Services Of Great Turkish Nation_


WWW
« Yanıtla #23 : Mayıs 26, 2008, 07:49:42 pm »

Tamer Abi burada hata yapıyorsak bu bilmediğimiz anlamına gelmez ki. resmi bir site falan değil sonuçta burası. yazarken de konuşma dilini kullanıyoruz doğal olarak. al işte kadının biri bir laf etti diye (haklı da olsa) yazım değişti. şimdi dikkat edeceğim, hata yapmayacağım diye uğraş dur Smiley

Gizli emellerime kavuşuyorum işte. Cheesy

Aslında biraz da düzgün Türkçe kullanmanızı şahsen istiyorum. (:

Burada yaptığınız pratik, inanın ki her zaman işinize yarayacaktır... Smiley

Ayrıca son cümlenin sonuna nokta koymayı unutmuşsun. Cheesy Cheesy Cheesy
Logged


"Airplane out of the fart, say hi to that sweetheart"
s_tuba
İNNA LİLLAH VE İNNA İLEYHi RACİUN!!!
GencSau Demirbaşı
******

Site puanı: 269
Offline Offline

Fakülte: Eğitim Fakültesi
Giriş Yılı: 2004
Mezuniyet Yılı: 2008
Mesaj Sayısı: 1464


SAİLORMOON


« Yanıtla #24 : Mayıs 26, 2008, 07:54:00 pm »

Arkadaşlar bu fikirlere öğretmen gözüyle değil de öğrenci gözüyle bakın.. Bir çok öğretmenim bu tabirlere uyuyordu.. Ve yine bir çok öğretmenimden bir şey öğrenemedim.. Öğretmen olacak arkadaşlarım var ve devleti sadece rahatlığı için, garantisi için istiyorlar.. Bana gelen çoğu hocamı düşününce bu kadının söylediklerinin çoğuna da hak veriyorum. Öğretmenler odasında sadece para konuşulduğunu gördüm ben arkadaşlar. Bu arada imla hatasından bahsediyorsunuz. Tamam burası forum fakat gerçekten hocalar arasında çok faazla imla hatası yapan var. Bakın ben Fen bilg öğrt olmak için çabalıyorum.

Emin olun ki (burası hariç) bir yazı yazarken Sınıf öğrt okuyanların kiminden daha çok dikkat ederim yazarken.. Adam daha Einstein'in yazılışını bilmiyor yaa.. Öğretmen olacak.. Bunu bırak Amerika'nın başkentini New York sanan var. Neler gördük arkadaşlar. Kimi öğrenciler öğretmen olmaya elverişli olmadıkları halde öğretmen oluyorlar.. Adamın ne dedği anlaşılmıyor öğretmen oluyor.. Mülakat yapılmıyor ki. Kızın biri çocukları sevmiyor Okul öncesi öğrt okuyor. Bunun giib bir sürü örnek sıralayabilirim size.. Ben bile puanıma göre tercih yaptım da Fen bilg öğrt i kazandım.. Ben matematik severdim ve Feni hiç bilmezdim.. HİÇ...

Tabii ki hepsi böyle değil. Ama benim gördüklerim arasındakilerin çoğu böyleydi.. Saygılarımla...
« Son Düzenleme: Mayıs 26, 2008, 07:55:56 pm Gönderen: s_tuba » Logged

mike_c
maykiii
GencSau Demirbaşı
******

Site puanı: 566
Offline Offline

Fakülte: İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Giriş Yılı: 2003
Mezuniyet Yılı: 2007
Mesaj Sayısı: 4801


Gencsau "Muhtar"ı (:


WWW
« Yanıtla #25 : Mayıs 26, 2008, 08:02:58 pm »

genelleme yapması dışında çoğu yazılanlar doğru sanırım Wink
Logged

Tanrı'nın elinden yazılan bir mektubum ben____

Saçımı beyaza boyayan hayat ressamının elleri kadar hafiftir tekmesi kaderin____

Gelip geçen, nedense kalıcı olamamış bir düş benimki____
çernobil
;.?*^
GencSau Demirbaşı
******

Site puanı: 208
Offline Offline

Fakülte: Fen Edebiyat Fakültesi
Giriş Yılı: 2005
Mezuniyet Yılı: 2009
Mesaj Sayısı: 2346



« Yanıtla #26 : Mayıs 27, 2008, 12:38:11 pm »

Ben öğretmenim; belki çok istediğim için, belki de hiç istemeden girdim bu mesleğe, ama sonuçta öğretmenim; ‘devlet baba’,


--------------------------------------------------------------------------------

bilgi çağına hazırlansın diye en değerli varlığını, ülkemin çocuklarını bana emanet etti. Bundan gurur duyuyorum; ama biliyorum ki —çünkü ben öğretmenim, bilmem gerekir— gelecek bir kurtlar sofrasından başka bir şey değil. Kendimi donanımsız, korumasız ve çaresiz hissediyorum. Bana emanet edilmiş o cıvıl cıvıl, o zeki bakışlı çocuklar için üzülüyor ve korkuyorum. Sorumluluklarımı yerine getirememe endişesi içimde dönenen bir ateş topu; onlara lâyık oldukları seviyede bir eğitim verme imkânından mahrum olduğumu biliyorum, çünkü ben öğretmenim, bilmem gerekir.

Kafam karmakarışık; sağlıklı düşünemiyorum; biliyorum ki öğretmenlik gibi “ulvî” bir mesleğe sahip olanların paradan başka bir şey düşünemez hale gelmesi çok fena, çok ayıp! Ama üniversitede okuyan oğlumun harçlığını gönderemedim; lisedeki kızımın mantosu küçüldü, yenisini alamıyorum. Mantonun parasız alınamayacağını biliyorum; bilmem gerekir, çünkü ben öğretmenim. Uykularım kaçıyor; hani derler ya, doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor. Aybaşı yaklaştı, ev sahibim kira bekler, istemez geciktirilmesini. Daha da kötüsü, yeni yıl yaklaşıyor; biliyorum ki yüzde yüz zam isteyecek; biliyorum, çünkü ben öğretmenim, bilmem gerekir. Bazan, pazarlarda domates patlıcan satan yahut okulda arkadaşlarına ufak tefek şeyler pazarlayan meslektaşlarıma böyle işlere nasıl cesaret edip atıldıklarını sormak istiyorum; bende mi şehrin ücra köşelerinden birinde birşeyler satmayı denesem? Ya bir öğrencim karşıma çıkıp “Hocam, bir kilo patlıcan!” derse nasıl yerin dibine geçmem? Patlıcan satmak ayıp mı? Asla, ama bu başka bir şey!

Sabahları yataktan ben mi kalkıyorum, cesedim mi, emin değilim. Uykusuz, beyninde karıncalar kaynaşan bir yabancı. Pantolonu kaç yıldır yediği ütüden parıl parıl; ceketinin kumaşı laçkalaşmış, sarkıyor. Gömleğinin rengi atmış, yakası buruşmuş. Tamam, temiz olsun yeter ama, okula özel arabalarıyla gelip cep telefonlarını açık unutan bazı sevimli yaramazların gözlerinde zaman zaman yakaladığım alay—merhamet karışımı ışıltılar gururumu incitiyor. Kızmıyorum, onlar daha çocuk, daha ham. Benim yetiştirmem gerekiyor; ama ne kadar direnirsem direneyim, kendi çocuklarımın arzularına cevap veremedikçe —ki bazan gözlerine bakınca benden utandıkları gibi tuhaf bir duyguya kapıldığım oluyor— kişiliğimin aşındığını (erozyona uğradığını) hissediyorum. Aynalara bakmaktan korkar oldum; sadece elbiselerim değil, bütün varlığım dökülüyor. Öfkeliyim; dokunsalar infilak edebilirim, bağıra bağıra ağlayabilirim!

Evden kaçarcasına çıkıyorum, fakat ayaklarım beynimin emirlerine itaat etmek istemiyor; bazan bir anda yok olmayı, unufak olup rüzgâra karışarak zerrelerimin bir daha biraraya gelmeyecek şekilde dört yana dağılmasını arzuluyorum. Halbuki güzel okulumda öğrencilerim bekliyor beni; güzel dediğime bakmayın siz; şu sevimsiz devlet okullarından biri işte. Kupkuru bir bahçeden (bahçe mi, hah ha ha!) geçiyorsunuz. Sahi siz hiç bahçesinde ağaç ve çiçek olan devlet okulu gördünüz mü? Ve okul.. Kaloriferleri yanmıyor, yansa bile ısıtmıyor. Kömür almak yahut delinen kazanı tamir ettirmek için para yok; ödenek gelmemiş! Koridorlarda koşuşturan çocukların kaldırdığı toz genzimi yakıyor. Yeterli müstahdem kadrosu verilmediği için yapılan temizlik her zaman üstünkörü. Ve bir gürültü, bir patırtı... Altı saat dersim var; hazırlıksız olduğumu biliyorum; biliyorum, çünkü ben öğretmenim. Branşımla ilgili yeni yayınları takip etmediğim için yıllar var ki kendimi yenileyemedim. Kitaplar ateş pahası! Ödüm patlıyor, öğrencilerimden biri cevabını bilmediğim bir soru soracak diye; halbuki bilmem gerekir, çünkü ben öğretmenim.

Sigara dumanından göz gözü görmeyen, duvarlarının her milimetrekaresine katran kokusu sinmiş öğretmenler odası. Sıkılıp bunaldıkça “Kötü arkadaştan iyidir!” diyerek paketlerden çekilip bir âyin havasında yakılan ve derin nefesler çekilen sigaralar.. Birazdan ziller çalacak ve sınıflara dağılacağız, yetmişer kişilik sınıflara. Yıl boyunca adlarını bile öğrenemediğimiz öğrencilerimize yıllardır anlattıklarımızı, üzerine hiç bir şey ilave etmeden yine anlatacağız. Ziller durmadan çalacak; gireceğiz, çıkacağız, gireceğiz, çıkacağız; hiç bir şey değişmeyecek. Ne kadar çırpınırsak çırpınalım, sokakların ve televizyonların çoktan okulların yerine geçtiğini anlamanın azabını yaşayacağız; bilmedikleri kelimelerin kullanılmasına itiraz eden çocuklarımızın üç yüz kelimelik “sorun yok”lu, “kahretsin”li, “vaauvvv”lu Türkçeleriyle kahrolacağız.

Üçer öğrencinin oturduğu sıraları neredeyse karatahtaya dayanmış bir sınıftayım şimdi; yetmiş çocuğa kırk beş dakika boyunca hakim olmak ve dikkatlerini anlatacağım derse çekmek zorundayım. İlkokul birinci sınıftan itibaren, eğitimin hiç bir aşamasında alması gerekeni almamış yetmiş çocuğa o sınıfta alması gerekeni vermeye çalışacağım. Aslında bunun imkânsız olduğunu biliyorum; biliyorum, çünkü ben öğretmenim, bilmem gerekir. Sonra öğrettiğimi zannettiğim bilgilerden sorumlu tutarak yazılı imtihanlar yapacağım. İmtihan kağıtları dağlar gibi yığılacak; geceler boyu hayal kırıklıkları içinde okuyacağım, okuyacağım! Ve göreceğim ki, Kadeş Savaşı’nı, Amazon nehrinin debisini, Fujiyama’nın yüksekliğini, kurbağanın iç organlarını ezberletmeye çalışırken doğru bir cümlenin nasıl kurulacağını öğretmeyi unutmuşum, unutmuşuz. Okuduğum her kağıdın emeklerimin boşa gittiğini gösteren ibret belgeleri olduğunu gördükçe dünyalar başıma yıkılacak. İyi öğrencilerim varsa, bileceğim ki —çünkü ben öğretmenim, bilmem gerekir— onları aslında ben yetiştirmedim! Dişlerim nasıl birbirine kenetlenmesin? Nasıl çarpmasın kalbim? Ve benim öğrencilerim, benim veremediklerimi almak için kurslara, dershanelere, özel öğretmenlere kucak dolusu paralar verecekler. Veremeyen sürünecek!

Aman Yarabbi, neler öğretiyorum çocuklara? Bilgiye ulaşmanın yollarını, sistemli çalışmayı, metodik düşünmeyi öğretecek yerde, kafalarını, hiç kimsenin hiç birini kütüphanesinde muhafaza etmeyi düşünmediği kötü yazılmış, kötü basılmış sevimsiz ders kitaplarındaki sıradan —belki de çoğunun hükmü kalmamış— ansiklopedik bilgilerle dolduruyorum. Tarih şuuru vermek yerine, kronoloji ezberletiyor, mesela Roma tarihini öğretmeye çalışırken yaşadığı çevrenin tarihinden ve kültüründen koparıyorum; çevre şuurunu kazandırmak yerine yüzölçümleri, yükseklikler, uzunluklarla gencecik kafaları serseme çeviriyorum. Peki niçin? Test soruları elde etmek için!

Hükümetler değiştikçe yüreğim ağzıma geliyor; çünkü her yeni bakanın eğitim meselesini ne kadar iyi bildiğini isbat etmek istediğini ve kolları sıvayıp bozuk sistemi büsbütün işlemez hâle getirdiğini biliyorum; biliyorum çünkü ben öğretmenim, bilmem gerekir! Bildiğim bir şey daha var; birilerinin çocuklarımızın düşünen kafalar olarak yetişmelerini asla istemediği... Ve nedense Bülent Ecevit’in adı geçince aklıma öteden beri sürgün geliyor. Bugünlerde kafam hep sürgünle meşgul; bu kışta kıyamette beni Türkiye’nin bir ucundan diğer ucuna savuracak kararnameyi bekliyorum. Biliyorum, gelecek; biliyorum, çünkü ben öğretmenim, bilmem gerekir.

24 Kasım’ların gelmesini istemiyorum hiç. O yaldızlı laflara dayanamıyorum, dayanamıyorum işte. Susun politikacılar, atın maskelerinizi; oynamaktan bıkmadınız mı? Sen de sus köşe yazarı! Her yıl 24 Kasım’da sözümona beni övmek için aynı parlak kelimelerle aynı yaldızlı cümleleri kurduğunu bilmiyor muyum sanıyorsun?

Biliyorum, çünkü ben öğretmenim!

beşir ayvazoğlu kasım 1997 aksiyon dergisi   
Logged

hesaba cekılmeden hesaba cekelım kendımızı


* EyLüL *
* GFBLİELİF *
GencSau Demirbaşı
******

Site puanı: 288
Offline Offline

Fakülte: Eğitim Fakültesi
Giriş Yılı: 2006
Mezuniyet Yılı: 2010
Mesaj Sayısı: 1579


... ŞaFak 54- SAKARYA ....


« Yanıtla #27 : Mayıs 27, 2008, 01:14:53 pm »

Aman Yarabbi, neler öğretiyorum çocuklara? Bilgiye ulaşmanın yollarını, sistemli çalışmayı, metodik düşünmeyi öğretecek yerde, kafalarını, hiç kimsenin hiç birini kütüphanesinde muhafaza etmeyi düşünmediği kötü yazılmış, kötü basılmış sevimsiz ders kitaplarındaki sıradan —belki de çoğunun hükmü kalmamış— ansiklopedik bilgilerle dolduruyorum. Tarih şuuru vermek yerine, kronoloji ezberletiyor, mesela Roma tarihini öğretmeye çalışırken yaşadığı çevrenin tarihinden ve kültüründen koparıyorum; çevre şuurunu kazandırmak yerine yüzölçümleri, yükseklikler, uzunluklarla gencecik kafaları serseme çeviriyorum. Peki niçin? Test soruları elde etmek için!


işte en güzel cevap ..

çok teşekkürler yazı için...



Logged

             Akarım sonsuza deli sel gibi
                 Tut çevrele tut gölün olayım
                     Çarparım ne varsa deli yel gibi
                        Tut kollarımdan tut ki durayım... :]
mike_c
maykiii
GencSau Demirbaşı
******

Site puanı: 566
Offline Offline

Fakülte: İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Giriş Yılı: 2003
Mezuniyet Yılı: 2007
Mesaj Sayısı: 4801


Gencsau "Muhtar"ı (:


WWW
« Yanıtla #28 : Eylül 23, 2008, 11:27:52 pm »

çernobil mükemmel bir yazıymış Roll Eyes
Logged

Tanrı'nın elinden yazılan bir mektubum ben____

Saçımı beyaza boyayan hayat ressamının elleri kadar hafiftir tekmesi kaderin____

Gelip geçen, nedense kalıcı olamamış bir düş benimki____
demet_83
GencSau Demirbaşı
******

Site puanı: 94
Offline Offline

Fakülte: Okumuyorum
Giriş Yılı: 2000
Mezuniyet Yılı: 2004
Mesaj Sayısı: 1893


kişisel mesajı olmayan üye :)


« Yanıtla #29 : Eylül 24, 2008, 06:38:16 pm »

yönetmelikteki plana uygun hareket etmek durumunda öğretmenler ona bakarsan şuanda son iki senedir güzel yazı ögretmeye çalışıyolar zavallılar ilkokul birinci sınıflara ha bize (anaokullarına) yaradı biz yarı yarıya azalttık öğretim mevzuaatını eğitim sistemini eleştirmek düzeltmek lazım öğretmenlerin suçu yok bu kadın ilk önce sistemi anlasın sonra yazsın
Logged

Sayfa: 1 2 [3] 4   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Hosting | Payday Loan | Myspace Layouts | Shopping and Product Reviews | Blog5 Game Cheats
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!