Ders kitaplarını oldum olası sevemedim karagözlüm. Hele ilkokul ve orta okuldaki tüm ders kitaplarıma kıldım. O kitaplar sürekli benden bir sürü şeyi daha iyi bilen, sıkıcı ve sevimsiz ulaka tipler gibiydi.
‘Okuduğumuzu anladık mı?’ ne demekti? Daha ufağız lan. Nerden bileceğiz? Karıncaları izliyoruz, bulutlara şaşırıyoruz daha. Hele kumda hızlı giden bi iri karınca türü var ki üfff... ‘Duygu ve düşünceleri’ neden kavramak zorundaydım? Kendi duygularımı modifiye etmeleri gerekirken o kitaplar neden bana sürekli, okuduğum ya da gördüğüm şeylerin ‘aslında’ ne olduğunu söylüyordu? Okuduğumuzu anlamıyor muyduk? Yazar burada ne demek istemişti? Ne bileyim ne demek istedi?
Her resmin arkasında yatan hikâyeyi bilemeyeceğim gibi, her hikayenin de arkasında yatan resmi bilemezdim. Belki yazar manitadan ayrılmıştı ve kafası bozuktu, insanlardan tiksindiği bir kitap yazmıştı, ya da o gün kafası güzeldi, kendi kendine takılıp kafasından o anda geçenleri anlatmaya çalışıyordu. Önemli olan yazarın vermek istediği şeyi almak mıydı? Yazar gerçekten bir şey vermek istiyor muydu?
İşte tam da bu sebeple tüm ders kitaplarımdaki sevimsiz yazar çizimlerini ya da tarlayı süren Osman Dayı resimlerini sürekli tükenmez kalemle boyar, ona buna bıyık, ekstra kafa, şey filan takardım. Önemli olan benim ne anladığım değil miydi?
Değilmiş tabii, bunu ancak yıllar sonra çakızladım. Ama tüm o boyadığım ders kitapları bana hayatımın en güzel yıllarını sundu. Paso güldüm, paso dalga geçtim, iyi de oldu.
Geçtiğimiz hafta Nuri Bilge “Bu ödülü güzel ve yalnız ülkeme adıyorum” dediği zaman da aniden okul yıllarıma geri döndüm. Aslında Nuri Bilge’nin gayet şiirsel ve basit bir şekilde ‘güzel ve yalnız’dan ne demek istediğini anlıyor gibiydim. Yoksa anlamıyor muydum?
Kendi kendime kalmak için işyerinin patronlar katı tuvaletine kaçak giriş yaptım ve 1.5 metrekarelik yalnızlık şatomda Nuri Bilge Ceylan’ın lafını düşündüm. Ne kadar da sade ve iyi niyetli bir laftı aslında. Ama bir saniye, acaba gerçekten de ‘güzel ve yalnız’ ne demek olabilirdi? Bir insan nasıl güzel olup bir de üstüne yalnız kalabilirdi?
Bacakta lepiska tüy mü?
Çevremdeki güzel insanlara baktım, yok, olacak gibi değildi. Sigara yasağını delmek amaçlı sigara içeyim de aklıma bi şeyler gelsin dedim, o da ne, her yerde sigara yasak. Zaten ben de sigara içmiyordum...
Neyse, hemen binadan dışarı çıkıp sigara içen insanların yanına gittim. Nedense sigara içenlerin muhabbeti daha iyi şu günlerde. Acaba birbirlerine daha mı bir yakınlaştılar? Onlar, sigara içen, zayıf iradeli, sağlıksız bünyeler, acaba bu vesileyle birbirlerine daha mı bi yaklaşmışlardı? Bu garip soruyla baş başa kalınca ilk olarak aklıma takılan soruya daha iyi bir şekilde odaklanmayı başardım. Pasif içiciydim ve kafam daha iyi çalışıyordu. Ya da ben öyle hissediyordum... Eeeh.
Düşünsenize, çok güzelsiniz, bir sürü insan sizinle bir sosyallik yaşamak hatta çoğu da bi punduna getirip sizi balinlemek istiyor. Nasıl yalnız kalabilirsiniz? Gisele Bundchen’siniz ve yalnızsınız? Olabilir mi? Agyness Deyn’siniz ve tek tabancasınız... Hayırdır iyişallah! Acaba ağzınız mı kokuyor? Dişler patates mi komple?.. Yoksa bacaklarınızda lepiska tüyler mi var, bakımsız mısınız, yoksa muhabbetiniz mi çok kötü? Paso anaya babaya küfür edip milleti kendinizden mi tiksindiriyorsunuz? Acaba bu güzelliğinize rağmen bir hastalığınız filan mı var? İnsanlar sizinle neden birlikte olmak ve sizi balinlemek istemiyor? Acaba tenasül organlarınızda mı bir kusur var?
Ortamın en güzel kızısınız ve kimse yanınıza gelmiyor, hiç arkadaşınız yok. Oranızda içi sarı sıvı dolu dev bi çıban mı var? Yoksa arkadaşlarını dakikasında satan, ahlak ve iyi niyetten nasiplenmemiş bir vahşi misiniz? Derdiniz ne? Neden yanınızda sıcak bir yanak, ıslak bir dudak yok? Millet sizi neden dışladı? Yoksa ırkçı mısınız?
Acaba sizin hayat görüşünüz onlarınkiyle mi uyuşmuyor? Ya da kara çarşaflar içindesiniz de çevrenizdekiler güzelliğinizi göremiyor mu? Kendinizi neden saklıyorsunuz? Güzel olduğunuzu neden kimse bilmiyor, bilenler de neden sizinle ilgilenmiyor? Bi psikolojik probleminiz mi var?
Belki de bu yüzden...
Yanınıza yaklaşanlara diğerleri ‘Aman abi o manitaya takılma, kız manyak, paso kavga çıkarıyor’ mu diyor? Ya da gerçekten katlanılmaz bir insan mısınız? İki dakika sizinle birlikte olan hayatından mı tiksiniyor? Neden arkadaşınız yok, telefonunuza neden kredi kartı ve promosyon mesajları dışında mesajlar gelmiyor? Neden yanınızda kimse gülmüyor?
Güzelliğinize rağmen şakadan, espriden mi anlamıyorsunuz? İnsanlar size neden uzak duruyor? Muhabbetiniz bu kadar mı kötü? Güzel ve yalnız olmayı nasıl başarıyorsunuz? Yoksa hiçbir kuralınız yok mu? Paraya mı tapıyorsunuz? Nedir kuzum sizi böylesi güzel ve yalnız yapan?
İşte yukarıda da düşündüğüm gibi,
-her ne kadar Nuri Bilge daha şiirsel bir estetikle söylediyse de- gerçekten de belki Türkiye güzel ve yalnız bir ülke. Güzel, çünkü doğası tabiatı, insanları, iklimi, denizi, suyu güzel. Yalnız çünkü gerçekten de çok bakımsız, hiçbir kuralı yok, vahşi, uygulanan doğru düzgün bir şeyi yok, neresinden tutsanız elinizde kalıyor, onunla beraber olmak istemiyorsunuz, çünkü her an her şey olabilir. Ters yönden gelen bir tır sizi ezebilir. Belki bu yüzden yalnızız.
Nuri Bilge de kurtaramaz!
Belki de gerçekten kimse yanımıza gelmek istemiyor... Ama unutmayalım güzellik geçici, yalnızlık kalıcıdır. Doğamızı ve ahlakımızı bir süre daha kirletmeye devam edersek, buna göz yumarsak, güzellik de az sonra aramızdan ayrılacak, yalnızlığımızla dımdızlak, kurak, çölleşmiş bir ülkede, komşularımız baklava yer, düzgün yollarda kazasız belasız arabalarını kullanırken, sosyal haklarından insan gibi yararlanırken, meydanlarda gösterilerini yapar, haklarını ararken, adaletin kılıcı herkese kalkarken, biz öylece bir köşede yalnız kalırız.
Değil Ajda Pekkan, Nuri Bilge Ceylan bile bizi kurtaramaz. Mesajımı seveyim. Hem de salonda, ful badi masajlı (Kısa boylu insanların yaptığı masaj olarak).
Hepinize iyi haftalar. Yazının sonu geldikçe nedense yazıyı bitiresim gelmiyor. Aslında dört cümle öncesinde bitirmiştim oysa ne güzel. Şimdi son söz olarak da söyleyecek bir şey bulamıyorum. Aynı Hürriyet.com.tr’de ‘Yazacak bi şey bulamıyorum’ diyen okuyucu yorumları gibi oldu.
Salonda sevesim var.
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&ArticleID=880822&Yazar=%20&Date=19.09.2008&PAGE=NOT : GECENİN BU SAATİNDE DE OLSA OKUNMAYA DEĞER ARKADAŞLAR-OKURKEN ZEVK ALACAKSINIZ