selamun aleykum,
geldim gördüm, hissiyatım dirildi, döndüm,
evet "menan cinleri " oyunundan bahsediyoruz, bunca senedir dinledim giden arkadaşlardan, nerdeyse her karesini ezberlemişim, ama seyretmek hakikaten başka türlü oluyor, önceden izleyenler daha da sadeleştirildiğini söylediler ama, yine de beni çok fena sarstı...size etkilendiğim ksıımlardan bi kaç dene yazayım

" ... ( said, hakim huzurunda anlatıyor) - siz hiç kırlara çıktınız mı hakim bey, eğer çıkmadıysanız burdan çıkışta bi uğrayın,

BİR SAN'ATKAR VAR, BEN ONU YENİ TANIDIM! işte o san'atkar yeryüzünü halıyla döşemiş, hazırlamış, bizim için! size yalan söyleyebilirdim, ama şimdi o san'arkarı tanıdım, onun huzurunda yalan söyleyemem....( kendimden utandığım bir andı bu)
...- ( idama götürülen Said, son kez o yüce san'atkarla konuşur:( ) ... Allah'ım, ben çok günahkar bir kulum, ama sana iman ediyorum, ben sana nasıl dua edileeğini bilmiyorum, ama işte içimden geldiği gibi ediyorum, Allah'ım, bu günahkar ama seni çok seven Said kulunu, beni unutma, olur mu!...

orda içim acıdı, hem de kıskandım onun rabbiyle kurduğu yakınlığı, sanki ben istesem, rabbim benim gönlüme de bakmayacak mıydı ki, hem de o tatlı yakınlığı seyrederken bi şeyler koptu içimde, ağlayacaktım ama, olmadı , kalabalık engel oldu muhabbete, bir alkış koptu seyirciden...
daha neler var, ama artık gerisini de izlemek isteyen nesile bırakayım, tek kelimeyle içimin titrediği bir zaman dilimiydi. bazen gerekebiliyor, bazen de düşünme sistemini, tefekkürü o kahramanlardan öğreniyoruz... tabi okuyup öğrenmişlere sözümüz yok
