BEYNİMDE TÜMÖR MÜ VARMIŞ NEYMİŞ
Yunus... ilk okul günü.. Babasıyla gelmişti okula herkesin annesinin elini tuttuğu bir günde.. O yüzden olsa gerek çocuklarının hep aç olduğunu düşünüp ha bre ağızlarına bir şeyler tıkıştırmaya çalıştığı bir günü nasıl da eksik yaşıyordu. Sevinç öğretmeninin tıpkı adına yakışır şekilde ona yiyecek aldırdığını öğrenen ezik, hasta olduğu, hatta yaşamdan bir o kadar umutsuz olduğunu gizlemeyen gururlu tavrıyla on lirayı burnumuza doğru uzattığında babasıyla ilk diyalogumuzu yaşadık.
'Hiç önemli değil.'
İyi ya annesi nerdeydi, oğlunu bu önemli günün de neden yapayalnız bırakmıştı? Daha bu soruyu sormayacaktık, bozuk para cüzdanımı içinde iki yüz liraya yakın para olduğu halde sınıfta düşürdüğümü fark etmediğim o gün anne eteklerine yapışan çocuklardan hiç biri değildi cüzdanımı bana getiren…O çocuk; çıkarsız dünyasının annesiz çocukluğunu yaşayan Yunus’tu.
İşitme cihazları yoktu, sessiz dünyasına gömülmüş öyle cılız bir yaşamı yaşadığını sonraları öğrenecektik.
On iki çocuk... Bir bedenden tam on iki çocuk..
_Bizim koca çok sever çocukları ,bekarlığında komşu, akraba çocuklarını kendi çocukları gibi severmiş... Acılara alışmış beynindeki tüm açıklama.Yüz kilodan fazla bedenini hayata sığdırmaya çalışarak çok eskilere; hatta doğduğu zamana kadar gidiyor.
_Ben on dört yıldan sonra adaklarla dualarla olmuşum diyor, arkasından üç tane daha. Ama el üstünde olan bendim hep... Benimkinin durumu iyiydi Bolu' da .. Şofördü, rençperdi, ama çok içerdi,kaçırdı beni daha on altımda. İçerdi içerdi ,gelir beni döverdi diyor hala hazmedememiş olduğu anlaşılan bir sağanak gibi gözlerini ıslatarak....
Ve devam ediyor, anam çok beddua etti arkamdan ,bir evin kaç yıldan sonra adaklarla doğmuş bir kızına... SEN BENİ YAKTIN,SEN DE YANASIN .DOĞURDUĞUN ÇOCUKLARDAN HİÇBİRİNİN DİLİNİ ANLAYAMAZSIN İNŞALLAH..
Bir ananın bedduası ..... Ve ananın kızı ana olmuştu ,hem de on iki defa ve tam beş tanesi duymuyordu. İstanbul'a geldikleri mahalledeki gecekonduları belediye tarafından yıkılınca çadırda yaşamaya başladıklarını anlatmasının tek nedeni ise zihinsel engelli olan çocuklarının kayboluşunu anlatmak içindi sadece. Sürekli evden kaçma alışkanlığı olan çocuklarıyla arkadaşlarının okulda çadırda yaşadıkları için dalga geçilmesini sorumlu tutuyordu,göz yaşlarını tutamayarak...Zaten kocası da onun kayboluşundan sonra kalp hastası olmuş, bütün arayışları boş bir çabaya dönüşmüştü, beş yıl içinde.Zira acılar peş peşe sıralandıkça onlar da kaybolan çocuklarının yasını tutmaya bile fırsat bulamayacaklardı. Bir düğün sırasında bıçaklama olayına karışan diğer bir oğlunun hapse düşeceği korkusu, diğer bütün dertlerin önüne geçecek, oğlunu saklamaya çalışan ana yüreği her gün bıçakladığı çocuğun yaşaması için dua etmekle, , kan parası önerilerini kabul etmeleri için ailesine yalvarmakla geçecekti. Oğlu kurtulmuştu, hapse girmemişti ama okul hayatı da artık sona ermişti,o artık bir sabıkalıydı, yaşamı boyunca da omzunda bu yükü taşıyacaktı.Baba ise çalışacak durumda değildi,her şeye rağmen; ‘boynunuzu niye eğiyorsunuz’ diye kızacak ama elinden daha fazlası gelmeyecekti bir evin babası olarak. Eve asgari ücretlerle çalışan kızlar bakıyordu, paraları ancak yemelerine bir de on beş yıl sonra sahibi olacakları evin aylık masrafına yetiyordu.
_ Bu kızlar da yarın evlenip gidecekler, o zaman ne yaparız?' dı düşündüğü....
Kızlarsa;
_Neden okumadınız keşke okula devam etseydiniz?
_..........
_Ne kadar da anlamsız kalıyordu yaşamın içinde savrulmuş bir ailenin çocuğu için türev, integral, toplum psikolojisi, şizoid bozukluklar......On
lar tam da bütün bunların ortasında denizin içinde yaşayıp denizi bilmeyen bir balık misali daha büyük balıklara yem olma korkusu yaşayarak varolabiliyorlardı.
Ağzından dökülen her sözcük üçüncü sayfa haberlerine manşet olacak özellikteydi ve o bütün yaşadıklarını öylesineymiş gibi nasıl da kısacık zamana sığdırmaya çalışıyordu. Bir daha onu dinleyecek, içini dökecek hiç kimseyle karşılaşamayacakmışçasına ,,... Belki de haklıydı. Başı çok ağrıyordu, bir süredir ilaç da alamadıkları için daha da çok ağrısı vardı.
Nerden mi anladım?
_ Neden bu kadar başınız ağrıyor? Migren mi yoksa?
_ Yok , yok.. çok şükür…. tümör müymüş neymiş ondan varmış, doktorlar öyle diyor....
[alıntı]
halimize çok şükr etmeliyiz...